Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
TORLAKONDAN - HAYAT - TÜRK FİLOZOF TORLAKON
   
 HAYAT

HAYAT
 Yazı Boyutu

 Tarih : 06.01.2011 - 14:06:33


Sevgi, yürekteki doktorun adıdır. Zalim, hain veya nankör değillerse eğer, lâğım fârelerini bile seviyorum. Yüce Mevlâm, haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan, saygısızlık etmekten ve saygısızlığa uğramaktan sana sığınırım. Dualarımın yarısı k

 

HAYAT

“Sevgi, yürekteki doktorun adıdır. Zalim, hain veya nankör değillerse eğer, lâğım fârelerini bile seviyorum.”(Filozof Torlakon)

Geldik…

Kendi irâdemiz olmadan getirildik,

Tüm evreni kuşatan irâde tarafından,

Her birimiz farklı farklı diyâra,

Kimimiz sulağa, kimimiz kurağa.

Bâzımız soğuğa, bâzımız sıcağa.

Bir kısmımız refahın, bir kısmımız da felaketin ortasına…

Hangi zamanda geleceğimizi de kendimiz seçmedik,

Hangi aileden olacağımızı da seçmediğimiz gibi.

İnsan mı, böcek mi yoksa çiçek mı olacağımız soruldu da;

Sözümüzde duracağımıza bakılmak için unutturulduk.

Hepimiz bu fâni dünyada sınanan birer konuktuk…

Büründük…

Değişik renklere büründük;

Kimimizin alası dışındaydı, kimimizin içinde…

Biçimimizi, yüreğimizin nerede bulunacağını,

Kaç parmaklı olacağımızı da kendimiz belirlememiştik.

Gözlerimizin rengini de belirlemediğimiz gibi.

Hepimiz, bize verilenlerin sorumlusuyduk…

Göründük…

Farklı farklı isimlerde göründük;

Kimimiz Âdem oldu, kimimiz Havva,

Bâzımıza Edım dendi, bazımıza Eva…

Kimimiz, yaşarken ceset gibiydi,

Kimimizin ismi oldu ölümsüz.

Gönüllerde yaşayanları gıptayla yâd ettik durduk…

Kıskandık…

Kimimiz çok daha güçlü veya güzeldi, kimimiz daha az,

Bâzımız varlık içinde yüzerdi, bâzımız ekmek bulamaz.

Kimimiz billur gibi gözlerle göremezdi pek çok şeyi,

Kimimiz de gönül gözüyle görürdü avucunun içi gibi…

Kimimizin onca varlığı bile hiçbir işe yaramazken,

Azı çoğa çevirip paylaşmayı iyi bilirdi kimimiz.

İyiyi, güzeli, değerliyi kıskandık durduk…

Sevemedik…

Seviyor gibi yaptık.

Daralttıkça daralttık yüreklerimizi,

Sevgi ve nefreti yan yana oturttuk,

Biri bal, biri zehir; biri doktor, biri kâtil.

Sevgi gidince, nefret derhal despotluk kurdu,

Onların nöbet değiştirmelerinden bir hayli yorulduk.

Uyarıp dursa da Torlakon; “Sevgi, yürekteki doktorun adıdır” diye,

Kâtil ve zehirli olanı tercih etmeyi, daha çekici ve tatlı bulduk.

Aslında biz sevginin derdini hiç dinleyip anlayamadık…

Sevinemedik…

Şükür ve kanaâti konuk etmeyi pek aklımıza getirmedik.

Olmayacak hayâllerin ardına düşmeyi tercih ettik.

Ellerimizin bomboş kalmasıyla çökerttik yüreğimizi,

Yıkığı onarmak için, başka yüreklerden ödünç tuğla istedik.

Saman alevi gibi parlayıp geçen sevinçlerimiz de oldu kimi zaman.

Kimi sevinçlerin, gelmekte olan kederlerin öncüsü olduğunu,

Kimi kederlerin de yersizliğini, yaşayıp durdukça öğrendik.

Aslında biz neye sevinmemiz gerektiğini de pek bilemedik…

Kaygılandık…

İçimizi kurt gibi kemiren kaygılara kapıldık;

Olmayan şeylerin kaygısını çektik kimi zaman,

Kimi zaman da, olan şeyleri kaybetmenin kaygısını…

Her şey yerinde duruyorken çoğu zaman,

Arada kaybolup giden kendimiz olduk…

Ağladık…

Kimi zaman ölüm, kimi zaman da ayrılık için,

Gidip de dönmeyenlere, beklenip de gelmeyenlere ağladık.

Kimi zaman yüzümüzde yüzdü gözyaşlarımız,

Kimi zaman da yüreklerimize süzüldü gizlice…

Bâzı zamanlarda da sebepsizce sarsıla sarsıla ağlıyorduk;

Ruhlarımız tarafından, “Elest bezmi” hatırlatılmaya çalışılıyorduk…

Çıldırdık…

Kimimiz keyiften çıldırdı, kimimiz de kederden.

Kimimizin canına yokluk tak etti, kimimiz de varlıktan bunaldı gitti.

Bâzılarımız da “Hayâtın anlamını bulacağım” diye sıyırdı contayı.

Pek çoğumuzun çıldırma nedeniyse, haksızlık ve adaletsizlikti;

“Nerde bu devlet!. Nerde bu insanlık!!!.” diye dellendik durduk…

Yarıştık…

Bâzımız iyilikte, bâzımız kötülükte…

Haykırışlara giriştik gücümüz yettiğince;

Kimimiz hakkı haykırdı, kimimiz de haksızlığı…

“En kısa öğreti, hakka riayet etmektir” diye haykırdı Torlakon,

Güçlü olanların kulakları, kendi kanunlarından başkasını duymuyordu.

Kimimiz dörtnala yol aldık hayat yarışında, kimimiz de süründük durduk…

Dövüştük…

Kardeşçe yaşamayı, hakça paylaşmayı,

Birbirimizin haklarına saygı göstermeyi bilemeyip dövüştük.

“Bu memleket ikimize dar!” deyip kavgaya tutuştuk.

Birbirimizin ağzını burnunu kırmayı, kestirme çözüm bildik.

Kimimiz gümbürtüye gitti, kimimiz de kim vurduya…

Büyük savaşların, küçük kavgalarla başladığını akıl edemedik.

Birbirimizle çıngar çıkarabilmek için fırsat kollayıp durduk…

Savaştık…

Dünyaya sığamayıp savaştık birçok zaman da,

Huzûru; düşman bellediklerimizi yok edip, ellerindekini almakta aradık.

Bâzılarımızın inandığı tanrılar(?) kardeşçe yaşamaya zaten sıcak bakmıyor;

Kan, vahşet, zulüm ve tecavüzler için emir üstüne emir yağdırıyordu.

Oysa; kendi nefslerini tanrılaştıran din adamları, vahşete tanrılarını âlet ediyordu;

Küçülterek kendilerine benzettikleri, aklından zoru olan tanrılar türetiyorlardı.

Kendi aklımızı askıya alıp, başkalarının aklıyla can yakıp durduk…

“Yüce Mevlâ’m, haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan, saygısızlık etmekten ve saygısızlığa uğramaktan sana sığınırım. Dualarımın yarısı kabûl olacaksa eğer, haksızlığa ve saygısızlığa uğrayan ben olayım.”(Torlakon)

Dertlendik…

Çeşitli dertlere düşüp durduk hayat boyunca;

Kiminin çaresi vardı ve kurtuluşu da pek zor değildi,

Kimi dertler için’se ölüm tek kurtuluş yolu gibi görüldü…

Kapı kapı dolaştık; dillerden dökülecek bir reçetenin divânesi olduk.

Tabiplerden umudu kesince; dağa taşa, uçan kuşa dert yanıp durduk…

Yaşlandık…

Kimilerimiz genç yaşta hayâta vedâ ederken,

İhtiyarlayacak kadar hayat sürebildi kimilerimiz.

Ayak sesleri gelmeye başladı mı yaşlılığın, telaş da başlardı,

Gençlikte yapamadığımız şeyler için ömrümüzün sonuna kadar hayıflanıp durduk…

Zor şeydi ihtiyarlık; kapı önüne konulup, baştan savılır şeylerden de değildi.

Önceleri “İt sineği” gibi oramızdan uçup buramıza konuyor olsa da,

Daha sonra kene gibi yapıştığı yerden gitmek bilmiyordu.

Onu kovmak için beyhûde yere çabalayıp durduk…

Umutlandık…

Bu hayattan bi’şey anlamadığına inanan kimilerimiz de;

Öldükten sonra başka bir yerde yeniden dünyaya geleceklerine ve

Bu sefer daha kıyak bir hayatla kendilerini olgunlaştıracaklarına umut bağlar oldu.

Peki ya Afrika’nın ortasında doğup da açlıktan ölmek üzere olsalar ve

Yanıbaşlarında da onları yemek için bekleşen akbabalar olursa…

Hayat kumarında bir şans daha denemeyi ummak gibi…

Halbuki, aynı şartlar altında aynı sebepler aynı sonuçları doğuruyordu;

Bilgi ve tecrübe sıfırlanarak geldikten sonra, bin kere doğsan ne değişirdi?

Beterin de beteri olabileceğini pek hesâba katmadık durduk…

Ve gittik…

Her gelişin bir de dönüşü olacaktı,

Başlanılan pekçok şey yarım kalacaktı,
Bilinmeyen bir yer ve zamanda yürek duracaktı...

Peygamberlere ve nice güzel canlara bile ayrıcalık tanımayan hayat,

Bizim gibi kelepir döküntülere mi torpil geçecekti…

Dönüşler de gelişler gibi farklı farklıydı;

Kimi sıcakta, kimi soğukta,

Bâzısı hoş, bâzısı korkunç…

Kimimiz görkemli mezarlarda, kimimiz bir çalı dibinde.

Bâzımız kül olup havaya savrularak, bâzımız da sularda kaybolarak.

Bir kısmımız haber verdi giderken, çoğumuzsa “Elvedâ” bile diyemeden gitti.

Gittikleri yerden bir haber verirler mi diye bekledik durduk…

Sınandık…

Kendi irâdemiz dışında getirildiğimiz bu dünyâda,

Her şeyi kuşatan en büyük irâde tarafından sınandık,

Hangi durumda nasıl davranacağımıza bakılmak için denendik;

Kimimiz varlıkla, kimimiz yoklukla, kimimiz açlıkla, kimimiz toklukla,

Güzellikle, çirkinlikle, iyilikle, kötülükle, bulmayla, kaybetmeyle…

İllâ ki, aklımızla…

Kimimiz dünyayı cennete çevirebilmek için, yaşamayı unuttuk,

Kimimiz de cehennemi hak edebilmek için didindik durduk…

“Acıları hissettiriyorlar diye sinirlerime sinirleniyordum; onların beni hayâta bağlamaya çalıştıklarını anlayınca da özür dileyip teşekkür ettim.”(Filozof Torlakon)

Kaynak: http://www.torlakon.com/haberdetay.asp?ID=294


  Editör :  TORLAKON

3259 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Bu Habere Toplam 249 Puan Verildi
 Kaynak :  TÜRK FİLOZOF TORLAKON

 Kategori ¬ TORLAKONDAN

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru
  DEĞERLİ CANLAR MERHABA Torlakon ocağı, Türk Milletinin ve insanlığın bekâsı için tütmektedir. Nefesi olmak istiyorum, kâlbi vatan için atanın; sesi olmak istiyorum, toprakta kefensiz yatanın(TORLAKON)  

 
 
Bugün için Haber Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Haber Eklenmedi.
GÜNDEME DAİR SÖYLEMLER GÜNDEME DAİR SÖYLEMLER
Ulu orta öylesine sapkın söylemler cirit atmaya başladı ki; dindar bir yönetimde toplumun dinden imandan çıkmaması için ifrat ve tefrit kavramlarına çok iyi vurgu yapıp durmak gerekiyor. Aksi takdirde aptala acıyan olmayacak ve aklını kullanmayan mil...
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 12
 Bugün : 95
 Dün : 219
 Toplam : 706684
 Ip No : 54.234.228.78
     
 
 Vatan Size Minnettar
 

 
 Son Haberler
 
 Popüler Haberler
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 5.2810 5.2905
  Euro 4.6764 4.7074
 
 Hava Durumu



 
 Reklam



 

 



 
 

   © Copyright - 2008- TÜRK FİLOZOF TORLAKON - Tüm Hakları Saklıdır. 

TÜRK FİLOZOF TORLAKON

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.