Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
HAYAT DERSİ - ÇÖPÇÜ AMCA - TÜRK FİLOZOF TORLAKON
   
  ÇÖPÇÜ AMCA

 ÇÖPÇÜ AMCA
 Yazı Boyutu

 Tarih : 23.12.2020 - 17:49:57


İlk defa huzur içinde koyuyordu başını yastığa; yarın yeni bir hayata başlayacaktı. Sokaklardaki çöp ve pislikleri toplayacak, çöpe atılan yemeklerle hayvanları besleyecekti. Çocukların dilinde Çöpçü Amca, büyüklerin gözündeyse Kafayı Sıyırmış Vatand

 

*** ÇÖPÇÜ AMCA ***

Öfkeyle yargılıyordu sanki kendi halk mahkemesinde kendini…

Issızlığı bozan tek şey sürekli açık duran radyo olsa da,

Evin duvarları kulak veriyor gibiydi onun ağzından dökülen mırıltılara.

Müflis bakkalın karıştırdığı gibi karıştırıyordu hayat defterini,

İki ileri bir geri deşeleyip duruyordu çöplükteki horozun eşindiği gibi.

Eşin babam eşin! Hiç çeç çıkmıyordu ne kadar eşinse de hayat harmanından…

Çıldıracak gibiydi; hiç mi doğru bir kararı, iyi yanı olmazdı bir insanın!

Bu kadar hata ya silah zoruyla yapılabilirdi, ya da görev olarak…

Oysa hiç çalışmayan bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösteriyordu.

Demir tava gelmiş kömür tükenmiş, akıl başa gelmiş ömür tükenmişti.

Sıradan insanların pek de umurlarında olmayan şeyleri bile abartır olmuştu.

Gözünde büyüttükçe büyütüyordu kırdığı en ufak potları, devirdiği çamları…

Yaşadığı tüm olumsuzlukların bir rüyadan ibaret olmasını çok istemişti.

Ah! Ah!. Bir yolu olur muydu acaba hayat bandını geriye sarıp başa almanın?

Ona bir ayrıcalık tanır mıydı acaba; peygamberlere bile tanımayan hayat?

Hiç hata yapmayan Yahya peygamberin bedeni parçalanıp dağıtılmış,

Babası Zekeriyya peygamber testereyle ortadan ikiye doğranmış,

İsa peygamber dört(car) yerinden mıhlanmış(carmıh)(?),

“Sen kimsin ulan aptal herif!” diye çıkıştı kendi kendine.

Koskoca bir pişmanlık çuvalı gibi görüyordu yaşadığı hayatı.

Ve hatalarına bir ortak bulmaya çalıştı teselli için ilaç niyetine…

Şeytan, sıradan ve hafif kalırdı; daha kallavi bir organizatör gerekliydi.

Devran çarkının makinistini hedef aldı ve haykırdı; Ah ulan kalleş Felek ah!...

Bu arada Şah İsmail’in beş yüz yıl önce söylediği bir Türkü vardı radyoda;

“Bu dünyada muradıma, erdim diyen yalan söyler.

Baştan başa sefasını, sürdüm diyen yalan söyler..

Sular akar argın argın, Felek kurmuş böyle çarkın.

Bu dünyada evim barkım, vardır diyen yalan söyler.”…

Divane gibi döneliyor, kafasını duvarlara çarpıyordu; “Güm! Güm! Güm!...”

Beyin kanamasından veya kalp krizinden ölse kalsa kimin haberi olurdu,

Veya kaç gün sonra bulunurdu kimsesizin cesedi, o da ayrı bir konuydu…

Neden sonra kapısı çalındı. Acaba gürültüden şikâyete mi gelmişti komşular?

Zaten burnundan soluyordu; birer kafa da kapıya gelenlere atacaktı…

Bir de ne görsün kapıyı açınca; elindeki tabakla gülümseyen biri:

“Sizinle hiç tanışamadık saygıdeğer komşum. Bugün sizi pencereden izledik.

Gözlerimiz yaşardı; kaldırımdaki hayvan pisliğini kaldırmanızı çok takdir ettik.

Kim bilir kimlerin ayakkabılarıyla taşınacaktı kaç eve kimse farkında olmadan.

Mübarek gün için hazırladığımız aşureden size de ikram etmeden edemezdik.”

Birden alt üst olmuştu hayatı; Şeytan mı çarpmıştı, yoksa Felek mi, belirsizdi.

“Bir boka yaramışım yahu!” diye karmaşık duygularla kaşıklıyordu aşureden..

Rüyasında ölen anne-babasını uyanınca gören çocuğun sevinçten ağladığı gibi,

Gözyaşlarıyla tuzladığı aşure gibi bir tatlıyı hiç tatmamıştı geçen ömründe…

Radyodan gelen bir türkü de körükledikçe körüklüyordu ağlamasını:

“Hep sen mi ağladın, hep sen mi yandın;

Ben de gülemedim yalan dünyada.

Sen beni gönlümce mutlu mu sandın;

Ömrümü boş yere çalan dünyada.”…

Ağlaya ağlaya kırklanmıştı; kırk yıldır yıykanmayan birinin hamamdan çıktığı gibi.

Öylesine hafiflemiş ve kâlbi genişlemişti ki; sanki dünyaya yeniden gelmiş gibiydi.

İlk defa huzur içinde koyuyordu başını yastığa; yarın yeni bir hayata başlayacaktı.

Sokaklardaki çöp ve pislikleri toplayacak, çöpe atılan yemeklerle hayvanları besleyecekti.

Çocukların dilinde ‘Çöpçü Amca’, büyüklerin gözündeyse ‘Kafayı Sıyırmış Vatandaş’ olacaktı.

O ise sevincini yaşayacaktı; yeni bir hayata başlamanın ve bunalımdan sıyrılmanın...

Galiba bundan başka yolu da yoktu "Hayat Bandı"nı başa sarmanın...

* * *

“Acıları hissettiriyorlar diye sinirlerime sinirleniyordum; onların beni hayâta bağlamaya çalıştıklarını anlayınca da özür dileyip teşekkür ettim.”(Filozof Torlakon)



  Editör :  TORLAKON

111 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Bu Habere Toplam 15 Puan Verildi
 Kaynak :  TÜRK FİLOZOF TORLAKON

 Kategori ¬ HAYAT DERSİ

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru
  DEĞERLİ CANLAR MERHABA Torlakon ocağı, Türk Milletinin ve insanlığın bekâsı için tütmektedir. Nefesi olmak istiyorum, kâlbi vatan için atanın; sesi olmak istiyorum, toprakta kefensiz yatanın(TORLAKON)  

 
Henüz Haberlere Puan Verilmemiş..
 
Bugün için Haber Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Haber Eklenmedi.
Bu Ay içinde Haber Eklenmedi.
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 1
 Bugün : 124
 Dün : 188
 Toplam : 873358
 Ip No : 18.215.185.97
     
 
 Vatan Size Minnettar
 

 
 Son Haberler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi
 
 Popüler Haberler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi.
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 7.3544 7.3676
  Euro 7.0720 7.1188
 
 Hava Durumu



 
 Reklam



 

 



 
 

   © Copyright - 2008- TÜRK FİLOZOF TORLAKON - Tüm Hakları Saklıdır. 

TÜRK FİLOZOF TORLAKON

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.