Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
TORLAKONDAN - MUTLULUĞUN FORMÜLÜ - TÜRK FİLOZOF TORLAKON
   
 MUTLULUĞUN FORMÜLÜ

MUTLULUĞUN FORMÜLÜ
 Yazı Boyutu

 Tarih : 03.09.2014 - 15:51:26


Akşamları ışığa üşüşen böcekleri veya kendilerine sıcak bir ortam arayan yaban arılarını görüp incelemek mutluluk bahanelerim arasında. Arı zehirlerine karşı allerjim olmadığı için onların iğnelemelerinden de ayrı bir keyif alıyor ve direncimi artırd

 

***MUTLULUĞUN FORMÜLÜ***

***

“Zihne musallat olan olumsuz düşüncüleri kovmanın yolu, inadına gülümsemeyi sürdürmektir.”(Torlakon)

Mendeburun biri sokağa sümkürdükten sonra kirlenen ellerini silecek bir yer ararken, oyun oynayan çocukları bir kenarda izleyen çocuğu görür ve onun saçlarına siler. Bu çocuk bir yetimdir ve oyuna dahil edilmediğinin nedeni de dışlanmış olmasıdır. O böyle mahzun bir haldeyken hiç tanımadığı bir emminin gelip de başını okşadığını sanarak öylesine mutlu olur ki, “İyi insanlar da varmış bu dünyada. Yıllardır hasret kalmıştım birinin başımı okşamasına.” diye düşünürken güller açılan yüzünü yukarı kaldırıp bakar. Pırıl pırıl bir yüreğin yansıması kamaştırır ve şaşırtır o mendeburu. Kalbinde bir şeyler kıpırdar, zihninde çalkantılar oluşur. O günden sonra bir başka kişi olur çıkar ve geri kalan ömrünü de çocukları sevindirmeye harcar. Bir yetimin hiç de hesapta yokken sevinip duasını alması, onu cehenneme odun olmaktan kurtarmıştır.

***

“Gerçek özgürlük; istediğini yapabilme değil, iyilik yapabilme gücüdür.”(Torlakon öğretisi)

***

Hayatımızdaki olumluluklar ve olumsuzluklar, pozitifler ve negatifler, artmalar ve eksilmeler, rahatlıklar ve sıkıntılar… Kısacası; doğal dengenin korunabilmesi için sürüp giden döngü, (+) ve (-) yüklerin yer değiştirip durması. Yani; elektriğin ta kendisi…

Durum böyle olunca, konuyu elektriğin en temel kanunu olan “OHM KANUNU”yla ele aldık ve ufak bir değişiklik de yaparak “OH KANUNU” dedik.

Formülünü de yazdık:

V=IxR yani, alışılageldik söylemle “VIR”.

Daha anlaşılır olsun diye de “VIR” ı “VAR” yaptık.

Formüldeki karakterler:

V= varlığımız yani potansiyelimiz,

I yani A= hayatımızın akışı için gerekenler,

R= direncimiz,

Bu formüle göre mutluluğumuz “direncimiz”e bağlı.

Sadece madde bazında ele aldığımızda:

Aylık gelirimiz V=2000 lira olsun,

Aylık asgari gider A=4000 lira olursa,

R=V/A=2000/4000=0,5 (direncimiz yarım yani sızlanmalar, zırıltılarL)

R=2000/2000=1 (direncimiz başabaş yani kaygılar, endişelerL)

R=4000/2000=2 (Direncimiz iki katı ve mutluyuz, gülümsüyoruzJ)

Fakat biz sadece maddeden ibaret değiliz; canlıyız ve “gizli çarpan”larımız varLJ.

R=(VxX)/A

Gizli çarpan X= sağlığımız, inancımız, sevgimiz, kanaatımız, bahanelerimiz,…LJ.

Nefes almakta zorlanan birinin huzurlu olmasını beklemek ne kadar mantıklı olur ki?

En sağlam dayanak olan inancını yok etmek için ömrünü öğütüp duran birinin hayattan ne beklentisi olabilir ki?

Nefret bataklığına düşürüp çırpındırdığı sevgi kelebeğini boğmak için taşa tutan birinin mutluluktan anladığı n’olur ki?

Ökse tuzağına kapılan arı kuşları gibi; özenti hastalığına yakalanıp şükür ilacını da bir türlü kullanmak istemeyenlerin her gelen günü, geçen günlerini aratmasın da n’apsın ki?

Mutlu olmak veya mutsuzluğa çözüm üretmek yerine, “umutsuz vaka” oluşunu ispatlamak için kırk dereden bahane getirenlere hangi psikolog çare bulsun ki?...

R=20000/5000=4 (Bu vatandaşımızın direnci 4 fakat “gizli çarpan” sayesinde 4x4 de olabilecekken 0,4’e düşebiliyor. Hedefleri kalmamış, kendisine mutluluk verebilecek şeylerin üstünü birer birer çizmiş, paylaşım denen şeyin keyfine hiç varamamış, her geçen gün biraz daha yaklaşan kaçınılmaz son (ölüm) endişesiyle için için erimekte…

Oysa, direnci yarıya düşmüş olan bir vatandaşımız, gizli çarpanı sayesinde “Bugünümüze binlerce şükür, yarına Mevla kerimdir, bunun yazı var kışı var baharı var, gün doğmadan neler doğar,…” diyebilmekte ve kendisinden beter durumda olanlara da moral vermeye, dirençlerini güçlendirmeye çabalayabilmektedir…

Zehri içerken yüzünü buruşturmayan dervişler rivayetlerde anlatılmıştır.

Yediği kurşunlardan nefes alamaz duruma gelinceye kadar kahkahasını sürdüren Erol Taş’lar ise eski filmlerde yer almıştır.

Kendisini karamsarlığa sürükleyen arabesk parçaları terennüm edip dururken, fukara katığı “umut” ekmeğini yeyip durmayı sürdüren, öte yandan da bir parça ekmeğini arkadaşıyla bölüşen derbederler virane duvarlarında iz bırakmıştır; “Mutluluğu arıyordum, paylaşmada buldum”.

“Seni haksız yere ölüme götürüyorlar!” diyen hanımına “haklı yere götürseler daha mı iyiydi?” diye moral vermeye çalışan Sokrates’ler ise tarih sayfalarında kalmıştır…

Halbuki öyle olmamalı; rivayetlerde, filmlerde, duvarlarda, eski sayfalarda kalmamalıdır…

Sözün özü:

*Sağlıklı kalabilmek için elden geleni yapmak,

*Mutluluk için her an bir bahane bulmak,

*İnadına gülümsemeyi sürdürmek,

*Çözüm özümdedir diyebilmek,

*Maliyeti de dibe indirmek…

(Özellikle B12 Vitamini noksanlığıyla yıpranan sinirlerin direnci, ağır sitresin de etkisiyle dibe vurup, akımı da şiddetlendirip sigortayı attırabilir, devreleri yaktırabilir, cinnet minnet Allah korusun!)

Öğretmen olduğunu öğrendiğim iki büklüm bir ihtiyar kaldırımda yürüyordu. Hemen yanına varıp elini öperek “Hocam nasılsınız?” diye hal hatır sordum. Öylesine mutlu oldu ki, onun bir anda onlarca yıl öncesine gitmişçesine sevinmesine sebep olduğum için ben daha çok mutlu oldum. Ve bu mutluluk maliyetsizdiJ.

Değişik bir sinek gördüm veya yıllardır sesine hasret kaldığım cüce baykuşun ıslıklarını bugün tekrar duydum diye sevinçten hopladım. Bunun için de benden para pul isteyen olmadıJ.

Özellikle geceleri evin hemen her köşesinde gümüşçünler geziniyor. Genellikle insanların deri döküntüleri ile besleniyor ve kendi cenazeleri olduğunda da yiyerek kaldırıyorlar. Onları zararsız evcil dostlarımız olarak görüyor ve her gördüğümde de gülümsüyorumJ. Akşamları ışığa üşüşen böcekleri veya kendilerine sıcak bir ortam arayan yaban arılarını görüp incelemek mutluluk bahanelerim arasında. Arı zehirlerine karşı allerjim olmadığı için onların iğnelemelerinden de ayrı bir keyif alıyor ve direncimi artırdıklarına inandığım için mutlu oluyorum. Bacaya yuva yapan baykuşların sesini dinlemek, çatı aralarında barınan görme engelli yarasaları gözlemleyip hayranlığımı gözyaşımla katmerlemek…

Başkalarının tiksinti duyduğu canlılarda mutlaka bir güzellik görebilmek. Değişik bir yılan veya kertenkele bulup incelemenin, ona dokunup söyleşmenin keyfini sürmek. “Senden neden bu kadar nefret ediyor Ademoğulları?” diye sorduğumda, “Merhaba dediklerinde, dilim söyleyemediği için yanıt verememek ve ellerim olmadığı için de onlarla tokalaşamamak. Bu yüzden ‘soğuk’ olduğumu düşünüyor ve beni taşa tutuyorlar.” Evet, bir yılanın derdini paylaşıp hafifletmenin bahtiyarlığına ermek. Ve bu keyiflerin hepsi de bedavaJ

Gençliğinde bir çimento torbasını iki elimle taşıyabiliyorken, kanserle tanışıp 8 ameliyatın ardından onu tuşa getirmeyi başardıktan sonra, daha fazlasını tek elimle taşır hale geldim. Sürekli olarak direncimi katlamak için gittiğim spor salonunda 25-30 yaşlarındaki gençlerin hep şu şaşkınlıklarıyla karşılaşıyorum; “Dayı sen ne biçim yaratıksın ya! Bu kadar enerjiyi nereden buluyorsun? Ne yiyip ne içiyorsun, söyle de biz de bilelim?”. Yanıtım ise anında geliyor ve en başta hipotalamus olmak üzere hipofiz, epifiz, tiroid, timüs ve adrenal bezlerimin “voltran-7”lisini oluşturmasıyla mutluluk hormonlarım tavan yapıyor; bir kaplan kükremesi ardından patlayan bir Erol Taş kahkahasıJJJ (Torlakon)


  Editör :  TORLAKON

3621 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Bu Habere Toplam 70 Puan Verildi
 Kaynak :  TÜRK FİLOZOF TORLAKON

 Kategori ¬ TORLAKONDAN

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru
  DEĞERLİ CANLAR MERHABA Torlakon ocağı, Türk Milletinin ve insanlığın bekâsı için tütmektedir. Nefesi olmak istiyorum, kâlbi vatan için atanın; sesi olmak istiyorum, toprakta kefensiz yatanın(TORLAKON)  

 
Henüz Haberlere Puan Verilmemiş..
 
Bugün için Haber Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Haber Eklenmedi.
Ülkemizdeki Bitki Türleri Ülkemizdeki Bitki Türleri
Ülkemizde tahminen 12 bini aşkın bitki türü bulunmakta olup bunların da üçte biri endemiktir, yani sadece ülkemize özgüdür. Yabani bitki adları yörelere göre değişebilmekte olduğundan, bilimsel adlarıyla zikredilmeleri önemlidir. İşte bazı örnekler:...
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 9
 Bugün : 9
 Dün : 140
 Toplam : 674570
 Ip No : 54.81.254.212
     
 
 Vatan Size Minnettar
 

 
 Son Haberler
 
 Popüler Haberler
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 4.8420 4.8507
  Euro 4.2882 4.3166
 
 Hava Durumu



 
 Reklam



 

 



 
 

   © Copyright - 2008- TÜRK FİLOZOF TORLAKON - Tüm Hakları Saklıdır. 

TÜRK FİLOZOF TORLAKON

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.