Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
TORLAKONDAN - SON GÖZLER DE KAPANDI ... - TÜRK FİLOZOF TORLAKON
   
 SON GÖZLER DE KAPANDI ...

SON GÖZLER DE KAPANDI ...
 Yazı Boyutu

 Tarih : 10.03.2012 - 13:50:25


Millî Mücâdelenin son tanıklarından Salih Kuru, tedavi gördüğü hastanede vefat etti. İneboludan Çankırıya kağnıyla cephane taşıyan dedesinin yanından ayrılmayan Kuru, zorlu koşullarda verilen bağımsızlık mücadelesini son olarak AA muhabirine anlat

 

SON GÖZLER DE KAPANDI !...
 
Millî Mücâdele’nin son tanıklarından Salih Kuru, tedavi gördüğü hastanede vefat etti...

(AA/Kastamonu)

   Kastamonu'daki Özel İsfendiyar Anadolu Hastanesinde tedavi gören ve üç gün yoğun bakımda kalan Salih Kuru, doktorların müdahalelerine rağmen kurtarılamadı. Millî Mücadele döneminde İnebolu'dan Çankırı'ya kağnıyla cephane taşıyan dedesinin yanından ayrılmayan Kuru, zorlu koşullarda verilen bağımsızlık mücadelesini son olarak AA muhabirine anlatmıştı.

Yaklaşık 2 hafta önce konuşan Kuru, o dönemki yaşam koşullarının çok zorlu olduğunu belirterek, şunları aktarmıştı:
   ''O günlerde köylerden, kazalardan, askeriyeden heyet gelirdi. İyi at, iyi öküz, iyi manda varsa bunları yazarlardı. Bazen eşi birbirini tutmaz, iyilerini birbiriyle denkleştirirlerdi. Bunlarla İnebolu'dan Çankırı'ya cephane götürürlerdi. Cephane aslında İstanbul'a gelmiş, oradan çıkacakmış. 'Yarım Dünya' isminde bir vapurun boğaza girmediğini, boğaza sığmadığını söylüyorlar. En kolay neresi var diyorlar, İnebolu. Burayı daha müsait buluyorlar, burası daha içeride. Dönüyorlar İnebolu'ya, oradan çıkartıyorlar. O dönemde kağnı araba var. Onların okları vardır. Dedem ip germiş onlara. Ben 5-6 yaşlarındayım o zaman, hatırladığıma göre. Orada yatardım ben yolda giderken. Durdukları, dinlendikleri yerde oynardık.''
   Salih Kuru, Millî Mücadele yıllarında, askerlere cephane ulaştırmak için insan üstü çaba sarf eden, sert geçen kış şartlarında üzerindeki giysiyi ve yorganını, mermilerin üzerine örterek koruyan ve soğuktan donarak şehit olan Şerife Bacı'nın kendi konvoylarında bulunduğunu bildirmişti.
Cephaneler taşındığı sırada zaman zaman sert kış koşullarının yaşandığını belirten Kuru, Şerife Bacı'nın donarak öldüğünü hatırladığını ifade ederek, o günleri şöyle anlatmıştı:
   ''Şerife Bacı o zaman jandarma idi, zaptiye denirdi onlara. Onbaşı ve çavuş vazifesi gören bir görevliydi. Genç mi genç bir kadındı. Kıyafetinden kadın olduğu bilinmiyordu. Çerkez başlığı vardır, ekseriyetle Devrekâni tarafında yapılır, onu takardı boynuna. Jandarmalar da onu takarlardı. Bazen öküzlerin önüne düşer, onları çeker, bazen arabanın yanında gezerdi.''
   Kuru, kendisiyle röportaj yapan ekibe son olarak, ''Çek dayı çek elin değmişken, bir daha değmez, belki bulursun, belki bulamazsın'' demişti…

*** 

“Bizler bugün var, yarınsa yokuz. İsteseniz de konuşturamazsınız toprağa girince.” diyen Halil İbrahim Çavuş’u(D.1915) da 2011 güzünde kaybetmiştik...

TÜRKÜLERİN DİLİ

Babamız Yemen’de şehid düştüğünde 2-3 yaşında ancaydık.

Birlikte askere giden Mahmut amcamızdan ise hiçbir haber alamadık.

Etrafımızda bizlere kol-kanat gerecek büyüğümüz kalmamıştı.

Felçli dedemizin yanıbaşında büyüdük.

Sefalet çoktu, kazanç diye bir şey zaten yoktu.

Bunların üstüne bir de Yonan işgali…

İşgal yıllarında 3-5 yaşındaydık.

Zaten kıt olan mal-maşat çok değerliydi o vakitler.

İnek ve danasını çifte koşup sürmeye çalışıyorduk toprağı.

Tavukları, koyunları ve danaları “mutfaklık” diye toplayıp götüren düşman,

Öküzleri de nakliye işlerinde kullanmak için alıp götürüyordu.

Seferberliklerden dolayı köyde sağlam adam da kalmamıştı. Kör, sağır, yaşlı yatalak ve küçük çocuklar. Haa, bir de asker kaçağı eşkıyalar...

Korucu Sağır Omar, düşmanın hayvanları doldurduğu yerin kapısını kıytararak(aralık bırakarak) kurtardığı koyunlarımız eve döndüğünde dünyalar bizim olmuştu.

Bizim Gara İbiram da boynuna sarılıp hüngür hüngür ağlamış, “mutfaklık” diye götürülen danası kaçıp tarla yolunda karşısına çıkınca…

Yokluğun, çilenin, zilletin, hasretin hangı birini anlatam?…

Şimdilerde ise yaşamak ne kadar kolay.

Bolluk olunca beğenemez oluyor insanoğlu.

Varlığın değeri yeterince anlaşılamıyor.

Hürriyete ne zorluklarla erişildiği unutuluveriyor…

İnsan önce dinlemeyi bilmeli.

Dinlediğini de iyi duymalı.

Duydukları iyiyse yapmaya çalışmalı, kötüyse bırakmalı…

Göremiyorum, duyamıyorum gayrı.

Eskiden kafamda kalanları anlatabiliyorum sadece.

Bizler bugün var, yarınsa yokuz.

İsteseniz de konuşturamazsınız toprağa girince.

Bizleri anlatacak tek bir şey kalacak geride;

Türkülerin dili…

(Ve başlıyor “Fahrettin Altay Paşa Türküsü”nü söylemeye, Memiş oğlu Halil İbrahim Çavuş)

“Fedâkârlık denen şey olmasaydı, ne vatandan ne de insanlıktan eser kalırdı.”(Torlakon öğretisi)

 

VASİYET

 

Yaşlı anam oğul diye ağlarken,
Yeşil yurda düşman ağu çalmasın.
Altın ırmak şırıl şırıl çağlarken,
Ocağıma düşman ateş salmasın.
* * *
Malım-mülküm helal olsun millete,
Canım kurban olsun ulu devlete,
Katlanırsam eğer ben bu zillete,
Yere batsın soyum-sopum kalmasın.
* * *
Ulu Mevla'm şudur ancak dileğim,
Bükülmesin boynum, kolum, bileğim,
Yas tutmasın evde güzel meleğim,
Yanağında taze güller solmasın.

* * *
Toprağıma düşman tohum atarsa,
Mahsulümü malı gibi satarsa,
Can yurdumda yerleşerek yatarsa,
Dünya benden rahat yüzü bulmasın.

* * *

Düşmanları öne katıp sürmezsem,
Defterini birer birer dürmezsem,
Öç alarak muradıma ermezsem,
Kıblem Kâbe dinim İslâm olmasın.

* * *

Yalın kılıç düşmanıma çalmazsam,
Bir başıma ordusuna dalmazsam,
Güzel İzmir eğer seni almazsam,
Leşim koksun kara toprak almasın…

(Bu şiir, İstiklâl Savaşımız süresince mücadele edip, İzmir’in kurtuluşu sırasında şehid düşen bir Mehmetçiğimizin cebinden çıkmıştır.)
Millî Mücadele yıllarında, askerlere cephane ulaştırmak için insan üstü çaba sarf eden, sert geçen kış şartlarında üzerindeki giysiyi ve yorganını, mermilerin üzerine örterek koruyan ve soğuktan donarak şehit olan Şerife Bacı.
Mevlâ mekânlarını cennetin en güzel köşesi eylesin...

  Editör :  TORLAKON

3967 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Bu Habere Toplam 190 Puan Verildi
 Kaynak :  TÜRK FİLOZOF TORLAKON

 Kategori ¬ TORLAKONDAN

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru
  DEĞERLİ CANLAR MERHABA Torlakon ocağı, Türk Milletinin ve insanlığın bekâsı için tütmektedir. Nefesi olmak istiyorum, kâlbi vatan için atanın; sesi olmak istiyorum, toprakta kefensiz yatanın(TORLAKON)  

 
 
Bugün için Haber Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Haber Eklenmedi.
HİPOTERMİ: Soğukta Vücut Isısının Düşmesi (alıntıdır) HİPOTERMİ: Soğukta Vücut Isısının Düşmesi (alıntıdır)
Hipotermi, özellikle askerler, avcılar, balıkçılar, çobanlar, kayak yapanlar… gibi dış ortamda bulunmak ve çalışmak zorunda kalanlarda ve evi barkı olmayan insanlarda ortaya çıkar. Küçük çocuklar ve ileri yaştakilerde de risk yüksektir. ...
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 5
 Bugün : 227
 Dün : 547
 Toplam : 700659
 Ip No : 54.159.44.54
     
 
 Vatan Size Minnettar
 

 
 Son Haberler
 
 Popüler Haberler
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 5.3412 5.3508
  Euro 4.7023 4.7335
 
 Hava Durumu



 
 Reklam



 

 



 
 

   © Copyright - 2008- TÜRK FİLOZOF TORLAKON - Tüm Hakları Saklıdır. 

TÜRK FİLOZOF TORLAKON

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.