Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
TORLAKONDAN - SÖYEMBİKE ve 1552 Kazan Şehitleri anıldı - TÜRK FİLOZOF TORLAKON
   
 SÖYEMBİKE ve 1552 Kazan Şehitleri anıldı

SÖYEMBİKE ve 1552 Kazan Şehitleri anıldı
 Yazı Boyutu

 Tarih : 06.10.2009 - 09:12:03


Türk Ocakları Genel Başkanı Nuri Gürgür, ülkemizde etnik kışkırtıcılık yapanların, Tatar ve Doğu Türkistan Türklerine uygulanan asimilasyon politikaları açısından büyük bir samimiyet testi ile karşı karşıya olduğuna dikkat çekti. Türk Ocakları Genel

 

Söyembike ve 1552 Kazan Şehitlerini Andık, Türkülüğe Yaşatılan Acılara Tercüman Olduk:

NURİ GÜRGÜR: “TATAR VE D. TÜRKİSTAN TÜRKLERİNİN DRAMI
                                ÜLKEMİZDE ETNİK KIŞKIRTICILIK YAPANLARIN
                                                  SAMİMİYET TESTİDİR” 

Yaz tatilinin ardından yeniden başlayan geleneksel Ocakbaşı Sohbetimizin ilk toplantısında “Söyembike ve 1552 Kazan Şehitleri” anıldı. Bu yıl ikincisi düzenlenen anma toplantısı, sadece Kazan değil, dünyanın diğer bölgelerindeki Türklere yaşatılan acıların da bir kez daha masaya yatırılmasına vesile oldu. Türk Ocakları Genel Başkanı Nuri Gürgür, ülkemizde etnik kışkırtıcılık yapanların, Tatar ve Doğu Türkistan Türklerine uygulanan asimilasyon politikaları açısından büyük bir samimiyet testi ile karşı karşıya olduğuna dikkat çekti. Türk Ocakları Genel Sekreteri Prof. Dr. Orhan Kavuncu ise Türk Dünyası’na ortak bir tarih perspektifi kazandırılması gerektiğini söyledi.          

Ankara dışından da çok sayıda misafirin de hazır bulunduğu toplantının açış konuşmasını yapan Türk Ocakları Genel Başkanı Nuri Gürgür, Kazan Türklerinin, Ruslara karşı verdiği bağımsızlık ve egemenlik mücadelesi ile Söyembike’yi anlatırken “Ne var ki, Muhammed Han’ın hastalığı ve erken vefatı bir siyasi karmaşa meydana getirdi. Zaten tüm Türk devletlerinde iç karmaşanın siyasi zaafiyete yol açtığını görüyoruz. Rusların bu bölgeyi ele geçirme programını uygulayabilmesi de bu zaafiyetin sonucudur. Yine de Kazan Hanlığı ve Tatar Türkleri kolay teslim olmadı, sonuna kadar direndi. Ancak aralarındaki yöntem ihtilafı, bölünme, Rusların Söyembike’yi teslim almasını sağladı. Bu elem vericiydi. Söyembike, sadece bir siyasi lider değil, karizmatik bir liderdi” dedi. Korkunç İvan olarak tanınan 3. İvan’ın Türklere uyguladığı kanlı soykırımı, “Tarihin en önemli katliamı burada yaşandı” sözleriyle hatırlatan Gürgür, tüm olanlara, Rusların tüm asimile etme çalışmalarına rağmen Kazan Türklerinin gelenek ve kültürlerine bağlılığı sayesinde varlıklarını sürdürmeyi başardığını söyledi. Kazan ve Kazan Türklerinin tarihimiz ve kültürümüz açısından anlam ve önemine de işaret eden Başkan Gürgür, Kazan’ın, Kırım ve Bakü’nün dışında üçüncü en önemli kültür başkentimiz olduğunu belirtti, hem milli, hem dini alanda önemli şahsiyetlerin buradan Osmanlı’ya uzandığını, Türk Ocakları’nın kuruluşuna katkı sağlayan Türk aydınlarının da Kazan kökenli olduğunu hatırlattı. Bugün 2009 yılında Tatar Türklerinin yeniden asimilasyon tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu, İvan zihniyetinin yeniden hortladığını vurgulayan Başkan Gürgür, “Kazan ve Çeçenistan’da dil, din ve kimliklerini unutturmak için sistematik asimilasyon uygulanıyor. Sorunun bir an önce uluslararası alana intikali gerekiyor. Aynı zamanda bu konu, içimizde etnik kışkırtıcılık yapanlara karşı bir samimiyet testi niteliği taşımaktadır. Tatar Türkleri, Doğu Türkistan Türkleri sözkonusu olduğunda Batı’nın, evrensel değerlere ne kadar bağlı olduğunun samimiyet testi yapılmalıdır. Bu büyük mücadelede Türklerin bir merkeze ihtiyacı vardır ve bunu yürütecek Türkiye’den de başka bir merkez görünmemektedir. O nedenle Türkiye bu konuda öncülük görevini üstlenmelidir” şeklinde konuştu. Gürgür konuşmasını, Söyembike başta olmak üzere, bağımsızlık ve özgürlük uğruna hayatını kaybetmiş tüm Türk büyüklerini rahmet ve şükranla anarak tamamladı.  

            KURBAN: “TATARLARI MANKURT YAPMAK İSTİYORLAR”

Toplantının ikinci açış konuşmasını yapan isim sürgündeki Tatar Milli Hükümeti’nin üyesi Rozan Kurban oldu. Sözlerine, “15 Ekim 1552 Kazan Tatarları için bir kaygı, şehitlerin kanı, dul ve yetimlerin gözyaşı ile yazılan bir tarihtir. Türk Dünyasını Çarlık Rusya’dan koruyan kale özelliğini de taşıyan Kazan Hanlığının çöküşü,  Türk dünyasın ilk kaybı ve mağlubiyeti, ayrıca Ruslara Türk Dünyasının işgal kapılarının açılmasıdır” tespitiyle başlayan Kurban, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Eşi benzeri olmayan bir soykırım yaşanmıştır, onun için unutulmamalı, unutturulmamalıdır. Geçen 457 yılda devirler, yönetim düzeni ve yöneticiler değişti, ama Tatarlara baskı hiç değişmedi, aksine daha da şiddetlenerek arttı. Tüm bu olumsuz koşullara rağmen Tatarlar bugünlere gelmeyi başarmış ve bağımsızlık fikrinden asla vazgeçmemiştir. Ancak bundan sonrası Tatarlar için daha da zor olacaktır. Şimdiki süreç ya var olup, benliğini yaşatma ya da yok olup, tarih sayfasından sonsuza dek silinmektir. Acımasız şekilde asimilasyon politikaları  uygulanmaktadır. Mesela Latin Alfabesi yasaklanmış, Kiril Alfabesi mecburiyeti getirilmiştir. Yöneticilerimizin Moskova tarafından atanması kararlaştırılmıştır. 30 Ağustos Cumhuriyet Bayramımız (Bağımsızlık Günü) şehrin doğum günü olarak değiştirilmiştir. Tatar okulları kapatılmış, lise mezuniyet ve üniversite sınavlarının Rus dilinde yapılmasına başlanmıştır, bu da Tatar gençlerinin artık üniversiteye girmelerinin hayal olması anlamına gelmektedir. Özetle Tatarların, Rusya’da hiçbir hak ve hukuku bulunmamaktadır. Bu yetmiyor, diasporadaki Tatarlar da susturulmaya çalışılıyor. Bunun örneklerini Türkiye’de de görmek mümkün. Bilimsel toplantılara bile tahammül edemiyorlar. Özetle Tatarları, dilini, dinini ve tarihini unutturup, mankurt yapmaya çalışıyorlar. Ancak bağımsızlık fikrini kuşaktan kuşağa bir bayrak gibi taşıyan Söyembike’nin torunları bu zor günleri de atlatacaktır.”

                   BAYRAMOVA: “DİLİMİZ VE DİNİMİZ RUHUMUZDUR”

Açılış konuşmalarının ardından halen hakkında dava açılan ve yurtdışına çıkma yasağı konulan Tatar Milli Meclis Başkanı Dr. Fevziye Bayramova ile Dünya Tatarlar Birliği Fahri Başkanı Ali Akış’ın toplantıya gönderdiği mesajlar okundu. Mesajına, “Değerli Milletdaşlar, Ey Mağrur Tatar Ulusu” hitaplarıyla başlayan Bayramova, şu çağrılarda bulundu:

“İlk olarak devlet sahibi olmaya çalış, çünkü başka ulusların eli altında yaşayan ulus er-geç yok olmaya mahkûmdur. Bir de dinini ve dilini başkalarınki ile değiştirmemelisin. Çünkü bu iki düşüncede ruhumuz, ahlakımız, yaşam biçimimiz saklıdır. Tarihimiz ve geleceğimiz o esaslar üzerine kurulmuştur”   

Toplantıya katılan Eskişehir Tatar Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Abdulvahit Erden’in Eskişehir’deki Tatar Türklerinin selamını iletmesi ve Söyembike şarkısının çalınmasından sonra Türk Ocakları Genel Sekreteri Prof. Orhan Kavuncu’nun yönettiği oturum başladı.

İlk konuşmacı Yrd. Doç. Dr. İklil Kurban, Kazan Hanlığına özgü araştırmalar hakkında bilgi verdi. Kurban, “Kazan Hanlığı’nın kuruluşu, ömrü, çöküşü birçok ciddi bilim adamına araştırma konusu olmuştur, çünkü Rus ve Tatarları karşı karşıya getiren hayati bir konudur. O eserlerde de görüleceği gibi, Tatar tarihi ve Kazan Hanlığı sözkonusu olduğunda, Rusya tarihi cinayetler tarihidir” dedi. Kazan Hanlığı üzerine yazılan eserlerden aktardığı bölümlerle soykırım günlerini anlatan Kurban, Rusya’nın tarihle oynama çabaları konusunda uyarılarda bulundu.  

                     PROF. KAVUNCU: “400 SENE DURDUN YETER”

 Oturum Başkanı Prof. Kavuncu da, “Türk Dünyası Ortak Tarihinin Anahatları Üzerine Bir Deneme” başlıklı sunumunda, Türk dünyasına ortak bir tarih persektifi kazandırılmasının önemine dikkat çekti. Tarihi subjektif mütaalalardan arındırıp, ortak anlayış kazandırmamız gerektiği teklifinde bulunan Prof. Kavuncu, özetle şunları söyledi:

“Zira müştereklerimiz var. Bu müştereklerimiz, ortak köklerimizin, bugün Türkçe konuşan toplulukların kabul ettiği bir geçmişimizin ve unutulmuş bir tarih görüşümüzün bulunmasıdır. Bu konuda Türkiye öncülük yapacak, birliği sağlayacak ve ilk hamleleri yapabilecek nüfus ve tecrübeye sahiptir. Çeşitli sebeplerle aramıza ayrılıklar, farklılıklar girmiş. Bugün, birlik beraberliğimiz için aramızdaki ihtilafları halletmeye yönelik diplomatik inisiyatif almaya yönelebilir, arabulucu rolünü üstlenme imkanlarını araştırabiliriz. Kardeş ülkeler nezdinde üçüncü bir emperyal gücün arabuluculuğu yerine Türkiye ön almaya çalışmalıdır. 1552’den bugüne 457 sene geçmiş. Ziya Gökalp’in, ‘Börteçine kurdun adı, Ergenekon yurdun adı, dört yüz sene durdun, hadi, çık, ey yüz bin mızrağımız” dediği gibi 400 sene geçmiş. Ya Allah, Bismillah diyerek, o gayreti göstermemiz lazım. Dünyanın da bize, özellikle adalet anlayışımıza ihtiyacı var. İğneyle kuyu kazar gibi, gayretle, umutsuzluğa düşmeden, birliğimizi, beraberliğimizi sağlamaya çalışmalıyız.”

Oturumun son konuşmacısı Türk Ocakları Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Bülent Aksoy da,   Soğuk Savaş dönemi ve bugünkü fiziki, sosyal ve ekonomik göstergeleri hakkında detaylı bilgiler verdiği Rusya’nın yeni dönemde uygulamaya geçtiği milletler politikası üzerinde durdu. Rusya ile mücadelede demokratik yöntemi seçen Tataristan ile silahlı mücadeleyi seçen Çeçenistan’ın maruz kaldığı baskılara değinen Dr. Aksoy, bugün Rusya’da her anlamda tamamen Ruslaştırma politikalarının uygulandığını vurguladı. Dr. Aksoy, “Türkler bir araya gelip, mücadele etmeli, bu mücadelelerine diğer grupları da dahil ederek, milletleştirme politikasına karşı çıkmalı ve meseleyi mutlaka uluslararası platformlara taşımalıdır. Okullarda Ortodoksluğun zorunlu ders haline getirilmesi, 20 milyon Müslüman ve diğer dinler için bir diğer önemli tehdit unsurudur. Buna karşı da tüm platformlarda gerekli mücadele verilmelidir” dedi.

Ocakbaşı Sohbeti’nin son bölümü konukların değerlendirmelerine ve sorularına ayrıldı. Dinleyiciler arasında bulunan Kıbrıs Türk Kültür Derneği Başkanı Ahmet Göksan, Türklük mücadelesinde Kıbrıs örneğini anlattı. Rusya’nın kafalara vura vura Türklüğü ortadan kaldırdığını, aynı şeyin Kıbrıs’ta da barış, çözüm adı altında yapıldığına dikkat çeken Göksan, “Tek kimlik, tek egemenlik dayatması maskaralıktır. Yeniden bir referanduma gidileceği söyleniyor. BM’nin hazırlayacağı hangi belge olursa olsun, ana hedef Kıbrıs’ın Yunanistan’a bağlanmasıdır. Direnceğiz. Bunu tankla tüfekle değil, gerçekleri anlatarak yapacağız. Kelime oyunlarıyla devletimizden vazgeçmeyeceğiz, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yanında yaşamaya devam edeceğiz. Çok zorda kalırsak Hatay modeli olur. Yeter ki bunun altyapısını hazırlayalım” sözleriyle Kıbrıslı soydaşlarımızın duygularına tercüman oldu.

Toplantının kapanış konuşmasını yapan Prof. Orhan Kavuncu, Türkiye’nin Şangay’ın iki patronu Rusya ve Çin’e karşı dikkatli olması, ABD’ye hiç güvenmemesi gerektiğini, AB’nin halinin ise zaten ortada olduğunu, bu yüzden fazla söze hacet bulunmadığını söyleyip, “Sadece uyanık, dikkatli olalım ve savunma sanayimizi gelişmiş ülkelerin seviyesine çıkaralım” hatırlatmasını yaptı. Roza Kurban da, sadece Rus dilinde eğitime geçilmesi sebebiyle 10-12 yıl içinde hiç Tatarca bilmeyen gençler yetişeceği tehlikesine işaret ederek, “Dünyanın yardımına ihtiyacımız var, herkesin yardımını bekliyoruz, ama Kazan Türklerinin kurtarıcı gözüyle baktığı yegane ülke Türkiye’dir” dedi.

3 Ekim 2009 - Müyesser YILDIZ                  

  Editör :  TORLAKON

3601 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Bu Habere Toplam 25 Puan Verildi
 Kaynak :  TÜRKOCAĞI

 Kategori ¬ TORLAKONDAN

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru
  DEĞERLİ CANLAR MERHABA Torlakon ocağı, Türk Milletinin ve insanlığın bekâsı için tütmektedir. Nefesi olmak istiyorum, kâlbi vatan için atanın; sesi olmak istiyorum, toprakta kefensiz yatanın(TORLAKON)  

 
Henüz Haberlere Puan Verilmemiş..
 
Bugün için Haber Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Haber Eklenmedi.
Bu Ay içinde Haber Eklenmedi.
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 29
 Bugün : 165
 Dün : 200
 Toplam : 675698
 Ip No : 54.224.2.123
     
 
 Vatan Size Minnettar
 

 
 Son Haberler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi
 
 Popüler Haberler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi.
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 4.8000 4.8086
  Euro 4.2606 4.2888
 
 Hava Durumu



 
 Reklam



 

 



 
 

   © Copyright - 2008- TÜRK FİLOZOF TORLAKON - Tüm Hakları Saklıdır. 

TÜRK FİLOZOF TORLAKON

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.