Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
TORLAKONDAN - Bir Deli Ağladı - TÜRK FİLOZOF TORLAKON
   
 Bir Deli Ağladı

Bir Deli Ağladı
 Yazı Boyutu

 Tarih : 25.09.2009 - 09:41:30


Film konusu olabilecek bu özet öyküyü değerlendirmek isteyen yapımcılarımıza gereken ayrıntılı bilgileri sağlayabilir, senaryo haline de getirebilirim. Bu yazı, öylesine söylenmiş kimi sözlerin nelere mal olabileceğine ilişkin ibret niteliğindedir.

 

   Bir Deli Ağladı

   Köyün tam ortasından geçen yol, köy konağının önüne gelince iki yöne ayrılıyordu. Dolayısıyla, üç yönlü hareketin kavşağı durumundaki konak önünden gelip geçen motorlu veya motorsuz araçlar, kavşak göbeğinin olmaması ve yeterli genişlikte alanın da bulunmaması nedeniyle sık sık kazalara karışıyordu.

   Sap-saman yüklü iki kanatlı kağnının ancak dönebildiği bu konak önü kavşağı, köy yollarını genişleten greyderlerin marifetiyle günün birinde genişletildi. Bu işlem sırasında, köy konağı bahçe duvarı da yıkıldığı için, iki metre kadarlık bahçe alanı da yola kalmış oldu... Konağın alt kısmı, köyün tek kahvehanesi olarak işletiliyordu. Yeniden duvar çekilen bahçe alanı biraz daralmış olsa da, tek bir kişi dışında herkes yeni durumdan memnundu. Üzülüp ağlayan kişi de, köyün delisi Ferhat idi…

   Sıcak mevsimlerde kahveye gelenler, bahçedeki ağaçların altına çektikleri sandalyelerde otururlardı. Yoksul Ferhat’ın içtiği çayların parasını da, yanlarına oturduğu köylüler memnuniyetle öderlerdi… Günün birinde Ferhat’ı tek başına bir kenardaki sandalyede oturur gören kahveci matraklık olsun diye takılır:

--- De baken Ferat! Ne işceñ? Çay mı, oralet mi, darçın mı? (*)

*** Ben şindi bişey işmicen.

--- Madem ki bişey işmiceñ, ö’leyse sandallede de oturmaceñ arkıdeş!.

   Kahveci matraklık olsun diye takılmış olsa da, bu duruma fena içerler ve gönüllenir Ferhat. Derhal yerinden fırlar ve birkaç metre ötedeki sabit taşa oturur. Ne de olsa Allah’ın taşıdır ve onun üstünde oturduğu için herhangi bir şey içmek mecburiyetinde de değildir… Köylülerin “Üşüteceksin”, kahvecinin de “Şaka yapmıştım yahu” demelerine de hiç aldırmaz ve bir daha da hiç sandalyeye oturmaz. “Benim taşım” diyerek sahiplendiği bir oturamağı vardır artık onun…

   Fakat o da ne?... Yolu genişleten greyder, bahçe içindeki taşı da sürükleyip götürmüş ve bir kenara gömmüştür. Sanki evini sel almış gibi Ferhat’ı üzüp ağlatan da işte budur…

   Günün birinde bir hayırsever, giymediği bir montunu hediye eder, yaz kış yarı çıplak dolaşan yoksul Ferhat’a. Sevinç içinde giydiği bu urbanın içinde bahtiyar olmuştur Ferhat. Dünyalar onun olmuştur sanki…

Hani Koca Yunus’umuz der ya;

“Yunus Emre der hoca, gerekse var bin hacca,

Hepisinden iyice, bir gönüle girmektir.”

Fakat Ferhat’ın sevinci uzun sürmez ve Yunus’un bir başka deyişi zuhur eder:

“Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı,

Söz ola ağulu aşı, yağ ile bal ede bir söz.”

Ferhat’ı sırtında farklı bir giysiyle ilçe pazarında gören bir başka vatandaş;

“Len Ferat! Sen bunu ne’den bulduñ da keydiñ? Yasak len bunu keymek! Candarma seni görü’se yakala’ götürü’! Baksañ ya üsdünde cavırca bişeyle’ yazıyo’!” diye takılıp korkutmak ister. Bunu duyan Ferhat da başlar kaçmaya…

   O tarihlerde halkta dehşet verici bir jandarma korkusu vardı. Bu durumun aynısı benim başıma da gelmişti. İstanbul’da çalışmakta olan emmim izne geldiği bir vakit böyle bir montu bana bırakmıştı. Daha ilkokul 3. sınıf öğrencisi olduğum o günlerde sırtıma giydiğim o montla babam ve kardeşimle birlikte yaya olarak ilçe pazarına gidiyorduk. Bize takılan bir köylü vatandaş babama;

“Ya mellim bey! Bu o’lanın sırtına keydiği şey yasak. Çandırma görü’se başımıza iş buluruz. Ya sırtından çıkarıp heybeye goyam, ya da üsdündeki yazıları garalayam.” diyerek cebinden bir sabit kalem çıkardı. Yazısı kolay kolay çıkmayan ve günümüzde artık pek kullanılmayan bu kalemler morumsu renkte yazardı… Montun omuzubaşındaki marka armasını ayaküstü sökmeye çalıştı fakat olmadı. Kumaşı belki de sıradandı ammavelakin, markasını çok sağlam iliştirmişti gâvur. Sökülemeyen armanın üstünde bulunan gâvurca yazı ve kartal kafasını adamakıllı karalayıp, kafasını gözünü oyduktan sonra; “Yahu bu çocuğun başında saçkıran da varmış” diyerek, elindeki kalemle benim kafama da müdahale etti. Ardından da kardeşimin kafasına… Köy berberinin tıraş makinesinden kaptığımız bir tür mantar sulu yaraya yol açmış ve kafa derimizi çürütmüştü… O hayırsever adamcağızın tükrüğüyle ıslattığı sabit kalemle yaraların etrafına çizdiği ve yaralı bölgelere yazdığı dualar kardeşimde pek etkili olup yara çizgi(daire) dışına çıkmamış, bendekiler ise çok daha geniş ve parçalı durum arz ettiği(Göller Bölgesi gibi) için zaten iş işten çoktan geçmişti… Nihayet ilçe pazarına vardığımızda, ne macun şekercisi çekti dikkâtimi, ne de buzlu şerbetçi. Aklım fikrim, üzerimdeki monta gözleri ilişecek jandarmalardaydı. Sanki sırtımda bir melânet hırkası taşıyordum…

   Korku ile kaçıp ilçe pazarını terk eden garip Ferhat köyüne bile uğramadan kayıplara karışır. Günlerce koşar, koşar. Neler çektiğini, ne yiyip ne içtiğini, nerelerde gecelediğini, başından neler geçtiğini kimsecikler bilmez… Denizli- Manisa arası (kuş uçumu 200 km) bir mesafeyi günlerce koşup jandarmadan kaçmıştır. Neler olup bittiğinden habersiz olan yakınları, etrafta ve çevre köylerde arayıp dururlar onu. Kara haber dördüncü gün gelir. Mütemâdiyen kaçmakta olan Ferhat, Manisa yakınlarında bir trenin altında kalarak feci şekilde ölmüştür…

   Haberi alan ailesi ve köylüleri gidip getirerek köy mezarlığına defnederler… Hiçbir kimseye veya canlıya zararı bulunmayan, aksine, ailesinin ve bilhassa anacığının en büyük yardımcısı olan, başkalarının taşımaktan korktuğu ağır yükleri omuzlayan garip Ferhat’ın hayatı işte böyle son bulmuştur…

“Çocuklara ve gariplere kanat gerin ezilmesinler, çiçeklere gülümseyin üzülmesinler.”(Torlakon öğretisi)

   Köyün delisinin ölümüne en fazla üzülenlerden biri de, köyün yarım akıllısı Torlakon’dur. O şarampol senin, bu yol kenarı benim diye araya araya, bir ucu açıkta kalan taşın yerini bulur. Hemen traktörü olan emm’oğluna seslenir; “Emm’oğlu! Bu taşı senin traktörle mezara kadar taşıyalım, bir kilo tiryaki çay ile iki kilo şekerin benden olsun.”

   Zaten kalender ve yardımsever olan emm’oğlu bu işi hiç karşılıksız da yapar fakat iş muhabbet ve tatlılık olsundur… Bir kişinin tek başına kaldıramayacağı kadar ağır olan taşı traktöre yükleyip mezara götürürler. Mezarlığın girişindeki çeşmenin suyuyla da bir güzel yıykayıp temizledikten sonra Ferhat’ın kabri yanına koyarlar. Herhangi bir vatandaş “annık taşı veya duvar malzemesi vb amaçla” sürükleyip götürmesin diye de üzerine şu yazıyı yazarlar:

“Bu taş Ferhat’ın taşıdır. Lütfen yerinden oynatarak üzmeyiniz garibi.”

Filozof TORLAKON

(*) ñ veya başka harflerin nasıl yazıldığını bilmek için: http://www.torlakon.com/haberdetay.asp?ID=182


  Editör :  TORLAKON

3867 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Bu Habere Toplam 197 Puan Verildi
 Kaynak :  TÜRK FİLOZOF TORLAKON

 Kategori ¬ TORLAKONDAN

  Yorum ( 2 )   

 kadirkubilay

Tarih : 05.10.2009 12:05:56  

  İbret Aldım

Kayıtlı İp:


Hakikaten ibret verici Hayatımızdaki göremediğimiz ...
 isso

Tarih : 28.09.2009 18:27:23  

  s.a

Kayıtlı İp:


kardeş siteniz cok güzel ama bazı eksikler var admın kardeşim msni eklersen görüşeli böyle güzel bir sitenin hacke kurban gidmesini hiç istemem ALLAH TÜRKü korusun
  Sayfalar : İlk Sayfa - [1] - Son Sayfa

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru
  DEĞERLİ CANLAR MERHABA Torlakon ocağı, Türk Milletinin ve insanlığın bekâsı için tütmektedir. Nefesi olmak istiyorum, kâlbi vatan için atanın; sesi olmak istiyorum, toprakta kefensiz yatanın(TORLAKON)  

 
 
Bugün için Haber Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Haber Eklenmedi.
ÇEÇELİ KARA MURAT ÇEÇELİ KARA MURAT
Minkarip-Mıngırap köyü bugünkü ismiyle Çamyuva köyünde yapılan muharebeyi kaybeden Yunan kuvvetleri panik halinde Gediz civarındaki kuvvetlerle birleşmeyi amaçlamaktadır. Ama yollarını kaybetmişlerdir. Mıngırap ve Aşağı Karacahisar köylerini ateşe ve...
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 21
 Bugün : 17
 Dün : 140
 Toplam : 686992
 Ip No : 54.80.83.123
     
 
 Vatan Size Minnettar
 

 
 Son Haberler
 
 Popüler Haberler
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 6.2671 6.2784
  Euro 5.5463 5.5830
 
 Hava Durumu



 
 Reklam



 

 



 
 

   © Copyright - 2008- TÜRK FİLOZOF TORLAKON - Tüm Hakları Saklıdır. 

TÜRK FİLOZOF TORLAKON

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.