Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
TORLAKONDAN - BUGÜN SEVDALARDAN SÖZ EDECEĞİM - TÜRK FİLOZOF TORLAKON
   
 BUGÜN SEVDALARDAN SÖZ EDECEĞİM

BUGÜN SEVDALARDAN SÖZ EDECEĞİM
 Yazı Boyutu

 Tarih : 22.07.2009 - 08:37:02


Gönül telimizi titreten canlarımızdan Ali Ekber ÇİÇEKi 26 Nisan 2006da, Turan ENGİNi de 23 Temmuz 2006da yitirdik. Bu yazı 12 Temmuz 2007de yazıldı. Onları bir daha yâd edip gönül telimizi titretmeye ve göz pınarlarımızı yeşertmeye ne dersiniz?..

 

BUGÜN SEVDALARDAN SÖZ EDECEĞİM

   “Annelerin şefkati çocuklarına da yansısaydı, Dünya’da zulüm diye bir şey olmazdı. Fedâkârlık denen şey olmasaydı, vatandan ve insanlıktan eser kalmazdı.”(Torlakon öğretisi)

       *      *      *

Târumar edilen gönül yaylamızdaki esintilerden bahsedeceğim.

Taşlaşmaya yüz tutan yufka yürekleri sarsıp titreteceğim.

Tanımasam da sevdalıları, kavuşmalarına dua edeceğim.

Evet… Bugün sevdalardan söz edeceğim.

Gönül adamlarına kulak vereceğim.

Ali Ekber ÇİÇEK ve Turan ENGİN.

İkisi de Erzincan’dan.

Biri Ulalar’lı, diğeri de Yalnızbağ’dan

Birisi alevî, ötekisi sunnî.

Birbiriyle yarışta; insanlıkta, dostlukta, bilgelikte, sevdada…

Ölümde de birbirini bırakmadılar:

Önce ağabey Ali yürüdü Hakk’a, 26 Nisan 2006’da.

Ayrılığa ancak üç ay dayanabildi Turan,

23 Temmuz 2006’da göçtü sevdiğinin ardından.

Yitiriverdik iki sevdalı yüreği birden.

Kılavuz turnanın sesine benzerdi Ali ağabeyin tınısı.

“Câhilden ırak ol, kâmile yakın.” derdi.

Divan sazı eşlik ederdi O’nun yol göstericiliğine.

İnsan mı saza dönerdi yoksa saz mı insanlaşırdı bilinmezdi…

“Bas bariton” diye tarif edilirdi Turan’ın sesi.

Oysa, gözcü turnanın sesi; Turânî bir sesti o.

Sesi şahsına münhasır idi…

Her ikisi de yarışırdı; Türk’ün gönül telini titretmek için.

(Yazımın tam da burasında bir ses geliyor radyodan. Turan’ın sesi bu; “Yar içerden” diyor.)

Bam telinin sarstığı kalpleri saran rahmet seli, göz pınarlarından taşıyor.

Hafızamda yer tutan tahmini on bin eserin en güzelleri onların dilinden.

Onları kaybetmenin, yüreğimde bırakacağı boşluğu düşünür dururdum hep.

Yitirilmelerine de en çok üzülen benceğiz oldu belki de.

Turan’ın ölüm haberine bir kat fazla üzüldüm…

“Olmayan haber iyi haberdir.” diye bir söz vardır ya.

Uzun bir sessizliğin ardından, sevdiklerinin bir kötü haberini almaktan endişe eder durur ya insan.

Sonunda tasayı noktalayan bir kara haberle, gam, kasavet ve keder deryasına dalar ya.

Aşık Veli’nin; “Böyle dostun hasretini çekmeden, ölüm de bir yandan kâr değil midir?”

sorusunun inceliğine erer ya…

“Önden giderse sevilenler, kolay gelir ölümler.”(Torlakon öğretisi)

Haydi!...

Onlarla birlikte çıkalım Erzincan yaylalarına.

Onlar söylesin, bizler de eşlik edelim.

Korkmayın sakın!

Mayın filan yok, ayak basacağınız patikalarda.

Ötelerdeki kayalıkların ardında pusuda duranlar da yok.

Çatışma sesleri de gelmez karşıdaki vadilerden.

Henüz analarının karnına düşmüş değil hainler…

Etraf da kirlenmiş değil. Çer çöp arasanız da bulamazsınız.

Şişeler savrulmamış dört yana; pet, poşet daha îcat olmamış.

Neşe içinde ötüşen kuşlar var; guguklar, ibibikler, bülbüller, ishaklar…

Evet… Sarıçiçek Yaylası'na geldik.

Hani şu Munzur Dağı’nın annacındaki yayla.

Garip Ruhsatî’nin çoban durduğu ve;

“Yine bahar geldi bülbül sesinden, seda verip seslendin mi yaylalar?

Çevre yanın lale sümbül bürümüş, gelin olup süslendin mi yaylalar?...”

diye muhabbet eylediği yayla.

“Ben de senin gibi ersem murada. Neyleyim ki elimde yok irâde.

RUHSATÎ’yim gam yüklerim şurada. Beni görüp yaslandın mı yaylalar?”

deyip imrendiği, dertleştiği yayla…

Enginlerdeki üzüm bağlarında çalışan yoksul ırgatın;

“Nasip olsa yine gitsem yaylaya, doya doya baksam suna boyluya.

Senin için yalvarayım Mevla’ya, belki seni bana yazar Yaradan.”

diye, çilekeş Talibi Coşkun’un dileğini terennüm ettiği yayla.

Kemaliye’ye yukarıdan bakan yayla.

Sünnetsiz hainler Başbağlar köyünü ateşe verirlerken uğuldayıp sarsılan yayla.

Ne diyorum ben? Bugünlere gelmeyecektik hani? Zaman ötesine gidecektik.

Haydarî ve Turânî seslerle gönül sohbetleri edecektik.

“Gönül gel seninle muhabbet edelim; araya kimseyi alma sen gönül.

Ya benim kimim var, kime yalvaram? Kaldır kalbindeki karayı gönül.”

diye seslensin Ali ağabey.

“Menzil almak ister isen, gönül sabreyle sabreyle.

Dostu bulmak ister isen, gönül sabreyle sabreyle.”

diye tavsiye etsin Turan baba.

“Deli gönül hangi dala konarsın, senin tutacağın dalın mı kaldı?

Ahu feryat ile niçin yanarsın, senin şu Dünya’da malın mı kaldı?”

diye sorsun Haydarî.

“Gel ha gönül havalanma; engin ol gönül, engin ol.

Dünya malına güvenme; engin ol gönül, engin ol.”

diye ders versin Turânî.

“Mektup selam söyle benden sılaya, söyle benim için eller ağlasın.

Gözü yaşlı düştüm gurbet ellere, uzaktır aramız yollar ağlasın.”

diye söyleşsin Haydar can.

“Gine mektup aldım gül yüzlü yardan; alıp okur iken dil ataşlandı.

Dedim cevabını yazam gönderem; kalemim tutuştu, el ataşlandı.”

diye arzuhal eylesin koca Turan.

“Nasıl yar diyeyim ben böyle yare; Mecnun edip çöle saldıktan sonra.

Âlemin bağında bülbüller konmuş; nidem benim gülüm solduktan sonra.”

sitemini söylesin Ali.

“Nedir benim melul mahzun gezdiğim; dertli sinem delik delik deldiğim;

Ağlayıp yandığım hep senin için. Hal böyle böyle, var yara söyle;

Beni Mecnun etti, olmasın Leyla…”

diye sevdasını ikrar eylesin Turan.

“İsmini sevdiğim, saadetli dostum; özüm senin ile bir değil midir?

desin Haydarî.

“Yolumuz gurbete düştü, hazin hazin ağla gönül.”

“Hazin hazin esen seher yelleri, hiç bülbül öter mi gül olmayınca.”

“Şu yüce dağları duman kaplamış, yine mi gurbetten kara haber var.”

“Başı pare pare dumanlı dağlar, duman eğlenir mi kar olmayınca.”

“Gurbet elde yad ellerin derdini, çekeyim de eğleneyim bir zaman.”

“El vurup yaremi incitme tabip, bilmem sıhhat bulmaz hicraneler var.”

“Gâfil gezme şaşkın bir gün ölürsün; Dünya kadar malın olsa ne fayda.”

diyerek gönüllerimizi arındırsın.

“Gel gönül gidelim aşk ellerine, muradın yar ise bir tane yeter.”

diye kanaat ve sadâkat dersi versin Turânî.

“Bir güzeli methedeyim bari alem yanmasın.”

“Ben de şu Dünya’ya geldim geleli, bir aslına sadık yar bulamadım.”

“Vefasız yar bana gel diye yazmış, gelemem sevdiğim yaz olmayınca.”

“Güller bitmiş viraneler yurdunda, ne acayip geçit vermez dağlar ey.”

“Başı pare pare dumanlı dağlar, firkat ile aşıp giden ben oldum.”

“Çoktan beri yollarını gözlerim, gönlümün ziyası dost safâ geldin.”

“Bir kararda kalmayalım, gel gidelim dosta gönül.”

diye sevda yollarını göstersin…

“Ey erenler akıl fikir eyleyin; dağlara da duman ne güzel uymuş.

Yaradan Mevla’ya şükür eyleyin; mü’mine de îman ne güzel uymuş.”

hatırlatmasını yapsın Ali Ekber ÇİÇEK.

“Ömür bahçasının gülü solmadan, uyan gel gözlerim gafletten uyan!

Ecel birgün bize haydı demeden, uyan gel gözlerim gafletten uyan!”

îkazını yapsın Turan ENGİN.

“Derde derman arar idim; derdim bana derman imiş.

Ben gayrıda arar idim; can içinde canan imiş.”

Gerçeğini ifade etsin Ali Ekber.

“Bin derdim var idi, bin daha oldu. Derdimin dermanı aman ha aman!

…………….

Bir daha göreydim! Durma! Gel! Yetiş!.. Çıkmada bu canım aman ha aman!.”

Diye haykırsın gür sesli koca Turan.

Son nefesinde, sevdiğini, cananını, ciğerparesini imdada çağıranların sesi soluğu olsun.

“Bir daha göreydim! Durma!. Gel!.. Yetiş!...

Çıkmada bu canım, aman ha aman!!!...”

Yürüyüp geçtiğiniz sevda yollarında ve konakladığınız gönül yaylalarındaki izlerinizi takip ediyoruz ey güzel canlar.

Mekânınız Cennet olsun.

Mevla’m aziz ve asil Milletimi de koruyup yüceltsin.

ESEN KALSIN KAVİM KARDAŞ…

12 Temmuz 2007

Türk Filozof TORLAKON

Maraş-Elbistan, Âşık Şah Turna’dan bir nefesi, Turan babadan dinlemek için alttaki ismine tıklayın: Deli Gönül Bizim Ele Gidersen(Uzun hava)


  Editör :  TORLAKON

4289 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Bu Habere Toplam 208 Puan Verildi
 Kaynak :  Turan ENGİN

 Kategori ¬ TORLAKONDAN

  Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru
  DEĞERLİ CANLAR MERHABA Torlakon ocağı, Türk Milletinin ve insanlığın bekâsı için tütmektedir. Nefesi olmak istiyorum, kâlbi vatan için atanın; sesi olmak istiyorum, toprakta kefensiz yatanın(TORLAKON)  

 
Henüz Haberlere Puan Verilmemiş..
 
Bugün için Haber Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Haber Eklenmedi.
Bu Ay içinde Haber Eklenmedi.
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 28
 Bugün : 165
 Dün : 200
 Toplam : 675698
 Ip No : 54.224.2.123
     
 
 Vatan Size Minnettar
 

 
 Son Haberler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi
 
 Popüler Haberler

Son 30 Gün içinde Haber Eklenmedi.
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 4.8000 4.8086
  Euro 4.2606 4.2888
 
 Hava Durumu



 
 Reklam



 

 



 
 

   © Copyright - 2008- TÜRK FİLOZOF TORLAKON - Tüm Hakları Saklıdır. 

TÜRK FİLOZOF TORLAKON

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.