Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv
 
TORLAKONDAN - Ey Ağalar ÜLKE NEREYE GİDİYOR... - TÜRK FİLOZOF TORLAKON
   
 Ey Ağalar ÜLKE NEREYE GİDİYOR...

Ey Ağalar ÜLKE NEREYE GİDİYOR...
 Yazı Boyutu

 Tarih : 20.01.2009 - 22:13:29


Ömrü terörle mücadelede geçti. Bu yolda Gazi ve tekerlekli sandalyeye mahkum oldu. İtirafçı kılıklı hainlerin iftiralarıyla linç edilmek istendi. Ülkede olanlara ve Genelkurmayın sessizliğine tepki olarak, tekerlekli sandalyede namazını kıldıktan son

 

Ey Ağalar! ÜLKE NEREYE GİDİYOR!!!...

"Halka rağmen olan sistemler kendi evlatlarını yiyerek beslenirler."(Torlakon öğretisi)

Zamanımızda anlamı yanlış aksettirilen bir atasözümüz vardır;

"Borç yiğidin kamçısıdır" diye.

Borçlu olan yiğidin elleri önüne bağlanır; boynu bükülür; emir altına girer; kendine reva görülenlere sessizleşir; günden güne köleliğinin şiddeti artar ve bol bol da kırbaç yer demektir.

Kısacası; borç yiğidi yamultur, köleleştirir.

"Erlik varlıktan doğar." der bir başka atasözümüz. Yoksulluk erliği eritip bitirir. İlkelerden ödün verile verile kimlik diye bir şey kalmaz. Bu gidişin önü alınamazsa yok oluş kaçınılmazdır.

"İlkesi olmayanın kişiliği, kişiliği olmayanın ülküsü, ülküsü olmayanın da ülkesi olmaz."(Torlakon öğretisi)

Dünya hakimiyetini hedeflemiş olan Siyonistler kesinlikle borç almaz, verirler.

Siyonistlerin yerli işbirlikçileri olan mason vb biraderler de "Borç yiğidin kamçısıdır" diyerek kendi halklarının ve ülkelerinin borca batmasını teşvik ederler…

Ülkemizin getirildiği noktada hangi değerlerimizin satılıp elden çıkarıldığına tekrar tekrar değinmeme gerek yok. Zaten herkesin malumu olmuş durumda.

İnsanımızın hangi duruma düştüğünü özetlemeye çalışacağım:

Daha düşük faiz veren yabancı bankalar tarafından evi, işyeri, tarlası, arsası, arabası vb ipotek edilmiş…

Kredi kartları furyasına kapılıp borca batmış ve geleceğini de harcayıp tüketmiş…

"Aç gezerim fakat kuyruğum dik gezerim." diyenlerin sayısı çok çok azalmış…

Ülke yöneticilerine olan güven duygusu adamakıllı örselenmiş…

Kimliği yozlaşmış; töresi(?) namus cinayetine indirgenmiş; insanlığı dumura uğramış…

"Adam sende"cilik başını almış yürümüş…

Gelecek, geçim ve can endişesine düşülmüş…

Devlet eliyle oynatılan kumarlara umutlar bağlanmış…

Çoğu aile ilköğretim çağındaki çocuklarını çalıştırıp hayatta kalma çabasına düşmüş…

"Artist yapacağız, yıldız yapacağız vb.) denilerek evlerinden koparılan çocuklar onun bunun maskarası yapılmış…

Umutsuzluk, huzursuzluk, sahipsizlik ve ilgisizlik, kötü alışkanlıkların ilkokullara kadar bulaşmasına zemin hazırlamış…

Ruh hali günden güne bozulmakta olduğundan boşanmalar, kavgalar, cinayetler, intiharlar ve cinnetler artmış…

Hır çıkarmak için bahane arayanlar her yerde kol gezer olmuş…

Elinde sigara ile duman üretmekten ve çevreyi kirletmekten başka işe yaramayan uyurgezer tipli vatandaşlardan geçilmez olmuş…

Üretim köreltilip tüketim de öylesine teşvik edilmiş ki, tamamıyla "Tüketim toplumu"na dönüşülmüş…

"Üretimin olmadığı toplumlarda emeğe saygı da olmaz. Emeğe saygının olmadığı yerde insana saygı da kalmaz. İnsana saygının kalmadığı yerde de huzur bulunmaz."(Torlakon öğretisi)

Kanunların caydırıcılığı olmadığından haksızlıklar, hırsızlıklar, sapıklıklar, zulümler, ihanetler yaygınlaşmış…

Otuz yıldır müzminleşen teröre en güzel kurbanlar verilmeye devam ediliyor. Yoksul, çilekeş ve mağrur şehid yakınlarının "Vatan sağolsun!" sözleriyle avunulmaya talim ediliyor. Dul ve yetimler Mevla'larıyla baş başa kalmış. İhanet ve küstahlık gemi azıya almış…

Millet düşmanları bir bütün halinde hareket ederken, milletin evlatları çil yavrusu gibi dağılmış…

Kimi evrenkent(üniversite)ler bölücü hainlerin yatağına dönüşmüş; onlar tarafından linç olmak istemeyen memleket evlatları panik içinde kaçışıyor; okullarını ve yurtlarını terk ediyor…

Doksan kişilik hainin saldırısından kaçan dokuz öğrencinin imdadına, derbeder bir silahlı kışkırtıcı(?) yetişiyor. Bir yedek şarjörü bile olmayan fıkara kışkırtıcı(?) kameralar önünde bir yandan leblebi gibi cebindeki mermileri şarjöre doldururken bir yandan da beraberindeki öğrencilerle birlikte kaçıyor. Onları kovalayanlarla hiç kimsenin uğraştığı yok. Devletin görevlileri ve siyasiler, suçun ve faturanın devlete kesilmesine neden olacak apar topar açıklamalar yaparak hainlere pirim kazandırıyor…

"Yarım hekim candan, yarım imam da imandan eder" der ya atasözümüz, böyle siyaset ve devlet görevlileri de devletten ederler.

"Verilen şehidler, teröre karşı mücadele azmimizi besliyor." diyor mesuller. Otuz yıldır "beslenen" azmin doyması için daha kaç tane koçyiğidin yeneceğinin cevabı verilmiyor.

Dağdaki bitli hainlerden bir yere kadar hesap sorulurken, onların ağa-babalarının maaşa bağlanmasına, akıl ve mantık isyan ediyor…

Gidişattan rahatsız olan vatandaşların zıvanadan çıkmasına da ramak kalmış…

"Hukuk dışı yollardan güç alarak, rejimi ya da ülkeyi kurtarma girişimlerinin, ülkenin çöküşünü hızlandırmaktan başka işe yaramayacağı bilinmelidir." diyor, en üst makamlardan birinin başındaki mesul.

Çöküş ikrar ediliyor…

Ülkenin değerleri etrafında koruma çemberleri oluşturulması gerekirken, düşman tarafından kuşatılmalarına seyirci kalınıyor.

Akıllar tümden iflas etmiş ve hiç adam kalmamış gibi, pisliğini peçeteye sarıp "Tarihi eser" diye müzesinde sergileyen şahıs ile, iki kelimeyi bir araya getirmekte zorlanan bir başkasına "Helal olsuuun! İşte yurtseveeer! Adam gibi adaaam!" diyerek alkış tutturuluyor…

Muhalefetin adı var kendi yok. Toplumu temsil edecek bir oluşum ortalıkta görünmüyor. Milletin güvenini kazanmış olan evlatları her biri bir yerde…

Çevremizdeki tüm düşman devletlerde ulusçuluk güçlendirilip keskinleştirilirken, Türkiye küreselleşmeye ve ulus devletten vazgeçmeye zorlanıyor. Siz de yuvarlaklaşın ve "top" olun deniyor…

Azerbaycan topraklarını işgale devam eden üçbuçuk Ermeni'nin, soykırım yalanlarıyla beraber şanlı bayrağımızı çiğneyip yakmalarına seyirci kalınıyor. Buna karşılık Türkiye'de "Hepimiz Ermeniyiz!" diye haykıranların hangi zamanı ve fırsatı beklediği sorulmuyor.

Türk Milletini aşağılayıp iftira atanlara ödül veren haçlı batılılar "Ermeni soykırımı yoktur" diyenleri de cezaya çarptırma kararları alırken, Türkiye Cumhuriyeti'nde Türk'lüğü aşağılamaya engel olan 301. madde kaldırılmaya çalışılıyor…

Kiliseler tamir ediliyor ve batıya yaranmak için her türlü taklalar atılıyor…

"Türkiye Türk için, Türk'e göre ve Türk tarafından yönetilmeli" denildiğinde; "Türkiye yetmişiki buçuk milletin yaşadığı bir mozayiktiiir!" diye itiraz edenler, İtalyan sanatçının tecavüze uğrayıp öldürülmesi gibi iğrenç olaylarda derhal "Türk" damgasını yapıştırıyorlar. "Mozayik içindeki bir mozunun işidir." demiyorlar. Dahili ve harici bedhahlar, Türk'ü aşağılamada ve kuyusunu kazmakta yarış ediyorlar…

Tarım ve hayvancılık ülkesi olup hızla da ileri teknolojiyle sanayileşmesi zorunlu olan ülkemizin dışa bağımlılığı azaltılacağı yere artırılıyor.

Eskiden bu yana: Süt ürünlerinin ihracı yerine dışardan süttozu almalar…

Uçak fabrikalarını kapatıp soba fabrikası kurmalar…

Tek bir araba modeli bile üretememeler…

Kaçınılmaz olan nükleer teknolojide yerinde saymaya devam etmeler…

En pahalı enerjiyi kullanmaya devam edip, uluslar arası ticari yarışta nal toplamalar…

İthal edilen doğal gazda şu gün itibariyle 1.150 milyar Dolar dolayındaki aylık maliyet herhangi bir kriz nedeniyle ödenemediğinde, ülkemizin hangi değerlerinin haczedileceğini ve böyle bir durumun fatura çapının nerelere varacağını düşünememeler…

Devletler arası "mütekabiliyet"(karşılıklı) esası geçerli olduğu halde ithalat-ihracat kotalarında maça yenik başlayıp hayvancılığı ve tarımı da öldürmeler…

Özellikle ABD ve İsrail'e bağımlılıkta ısrara devam etmeler…

Hindistan gibi ülkeler bile kola'yı, genetiği değiştirilmiş tohumları yasaklamışken, çiftçimizin, bir kilo domates tohumunun parasını İsrail'e ödeyebilmesi için (üretim masrafları hariç) yüz ton domates satmak zorunda kalmasını seyre devam etmeler…

Dünya'nın uyanık devletleri, kuraklık-açlık-kriz-savaş dönemlerine hazırlık için tohum stokları oluştururken, GDO'lu ürünlerin istilasına fırsat vererek, mevcut tohumları da köreltip yok etmeler…

İsrail'de modernize edilen uçak ve tanklarla övünürken, yüzleri kızartmamaya devam etmeler… İsrail'den kiralanan pilotsuz uçaklar sayesinde "BBG Evi" gibi izlenen terör yuvalarına indirilen anlık saldırılarla teselli bulmaya talim etmeler(İsrail devletini kuranlara Mevlüt de okutalım mı(!)?...) Fakat onların Tanrısı(?), Ankara-Kapadokya hattının doğusunda kalan Anadolu topraklarını da vaat etmiş(?). Bu vatanın evlatları üçer beşer şehid düşüyorlarsa kime gam?...

Ağlarsa analar ağlar, gerisi vitrin süslemesi…

Hal böyleyken, toplumu hangi konularla uyuttuklarına bakalım:

"Dört karı mı? Sekiz metres mi? Yoksa, sayısız özgürlük mü?"

"Yaş sınırı dokuz mu, ondokuz mu, yoksa kilo hesabı mı?"

"Şeytan erkek mi, dişi mi? Meleklerde de eşcinsellik var mı?

"Yellenirken hangi duayı okumak gerektiğini kime sorsak? Zekeriya'ya mı yoksa Kamer'e mi?"…

Bana sorun bana!... "Tanrım! Vaziyet kötü! Kolla benim egzosu!" deyin.

Oradan geçmekte olan bir deli de şöyle söylesin;

"Be ahbap! Tanrı sana akıl diye bir şey vermedi mi?"…

Her ne kadar dellenip kızsam da delirme endişesi taşımıyorum. Çünkü benceğiz zaten derbeder bir delidir. Bu Dünya'da aptala acıyan olmadığını da gayet iyi bilirim. Aptala acıyan son kişi olan ve 1972'de ölen meczup Gurgaz(Osurgan) Buyday komşumuz idi.

Bu vatanın evlatları "Vatan için ölmesini en iyi bilenler" oldukları kadar "Vatan için hesap sormasını en iyi bilenler" olamadıkları sürece, kaybetmeye ve çok ucuza kurbanlar vermeye devam edilecektir. Göz göre göre ülke elden gidecektir…

Avrupa kapılarında "Ben sizdeniiim! Ben sizdeniiim!" diyerek ödünler verip yontulan, yuvarlaklaştırılan ve kimliksizleştirilen Türkiye derhal aklını başına devşirmelidir.

"Ne kadar fazla yuvarlak olursanız, uçurumun dibini de o kadar çabuk boylarsınız."(Torlakon öğretisi)

Türkiye büyük düşünmeli, 350 milyonluk Türk Dünyasına "Sizler bendensiniz, yanıma gelin!"; 1,5 milyarlık İslam Dünyasına da "Türk Milleti olmadan, İslam Ümmeti gariptir. Bizden kopmayın!" diyerek önderliği ele almalıdır.

Aksi takdirde; Siyonist çobanlar tarafından beyinlerine pranga vurularak davarlaştırılıp düşünemeyen insancıklar sayesinde, 14 milyonluk Yahudi'nin Dünya hakimiyetini tamamen ele geçirmeleri engellenemeyecek; rest çektiğimiz "Sevr Haritası"ndaki kadar da toprağımız kalmayacaktır. Lozan Anlaşmasını kabul etmeyen ABD İsrail'in en yakın dostu olduğu gibi, Türkiye'nin de gerçek düşmanıdır. Türkiye'yi "Son kullanış" için bekletmekte ve oyalamaktadır. Daha sonra gerçek niyetini ortaya koyacak ve "Büyük Plan"larını uygulamayı hızlandıracaklardır. Türkiye'nin son kullanımı, İran'a karşı vuruşturulmaktır. Uyanış ne kadar erken olursa, telefat da o kadar az olacaktır…

EMPERYALİZMİN BEYNİ SİYONİZMDİR !.
BİRLEŞMİŞ MİLLETLER SİYONİZMİN SİGORTASIDIR !..
SİGORTANIN BİTTİĞİ GÜN ABD'NİN ÇÖKTÜĞÜ GÜNDÜR !...
BEYHÛDE YERE DÜNYA'DAN VE KAFİRLERDEN ADALET BEKLEMEYİNİZ !
ADALETİN SAĞLANMASI VE İNSANLIĞIN HUZURU İÇİN;
TÜRK BİRLİĞİ VE GÜCÜ İÇİN ÇABA GÖSTERİNİZ !...
"Dünya barışı ve insanlığın huzuru TÜRK BİRLİĞİ ve GÜCÜ’ne bağlıdır. Türk'ün boyun eğdirildiği bir Dünya'da insanlık yerlerde sürünüyor demektir."(Torlakon öğretisi)

Tez oluşsun TÜRK BİRLİĞİ,

ESEN KALSIN KAVİM KARDAŞ…

30 Nisan 2008

Filozof TORLAKON


  Editör :  TORLAKON

3729 Kişi Tarafından Okundu.

Yazdır Yorum Ekle Tavsiye
 
1 2 3 4 5   Bu Habere Toplam 190 Puan Verildi
 Kaynak :  TÜRK FİLOZOF TORLAKON

 Kategori ¬ TORLAKONDAN

  Yorum ( 1 )   

 mahmut

Tarih : 28.01.2009 23:53:25  

  mücadelemiz

Kayıtlı İp:


eyyyyy türk titreve kendine dön dönkü yine cihanı titret
  Sayfalar : İlk Sayfa - [1] - Son Sayfa

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 Duyuru
  DEĞERLİ CANLAR MERHABA Torlakon ocağı, Türk Milletinin ve insanlığın bekâsı için tütmektedir. Nefesi olmak istiyorum, kâlbi vatan için atanın; sesi olmak istiyorum, toprakta kefensiz yatanın(TORLAKON)  

 
 
Bugün için Haber Eklenmedi.
Bu Hafta içinde Haber Eklenmedi.
HİPOTERMİ: Soğukta Vücut Isısının Düşmesi (alıntıdır) HİPOTERMİ: Soğukta Vücut Isısının Düşmesi (alıntıdır)
Hipotermi, özellikle askerler, avcılar, balıkçılar, çobanlar, kayak yapanlar… gibi dış ortamda bulunmak ve çalışmak zorunda kalanlarda ve evi barkı olmayan insanlarda ortaya çıkar. Küçük çocuklar ve ileri yaştakilerde de risk yüksektir. ...
 
 Takvim
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 18
 Bugün : 362
 Dün : 478
 Toplam : 699765
 Ip No : 54.163.20.57
     
 
 Vatan Size Minnettar
 

 
 Son Haberler
 
 Popüler Haberler
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 5.3412 5.3508
  Euro 4.7023 4.7335
 
 Hava Durumu



 
 Reklam



 

 



 
 

   © Copyright - 2008- TÜRK FİLOZOF TORLAKON - Tüm Hakları Saklıdır. 

TÜRK FİLOZOF TORLAKON

 Çilem.Net altyapısını kullanmaktadır.